Bir zamanlar “okul” dediğimiz yer, çocuğun ve öğretmenin kendini güvende hissettiği tek alandı. Şimdi ise bu cümleyi kurarken bile durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü maalesef son yaşanan olaylar o kadar korkunç ki, güvenilir liman olarak bildiğimiz okullar her an kan donduran haberlere konu olmaya başladı.
Bir öğrencinin eline yakışan şey kalemdir. Onunla yazar, onunla çizer. Yanlışı ve doğruyu, kendilerine ışık ve rehber olan öğretmenlerinden öğrenir. Ama bugün geldiğimiz noktada, bu durumdan uzaklaşıldığını görüyoruz.
Asıl soru şu: Neden bu duruma geldik? Nasıl bu noktaya sürüklendik?
Bir çocuğun eline yakışan ilk şey kalemdi… Şimdi ise o ellerin başka şeylere yöneldiğini konuşuyoruz. Peki ne zaman bu noktaya geldik?
Sormak gerekiyor: Bir öğrenci okula giderken tedirginse, bir öğretmen görevini yaparken endişeliyse, biz hâlâ “eğitim sisteminden” mi söz ediyoruz?
Sorun sadece yaşanan olaylar değil. Sorun, bu olayların ardından gösterilen refleksin zayıflığıdır. Kısa süreli tepkiler, birkaç açıklama ve ardından derin bir sessizlik…
Olan; hayatını kaybedenlere, bu olaylara şahit olanlara, eğitime küsen öğrencilere, öğretmenlere ve ailelere oluyor.
Bu tarz olaylar ders olması gerekirken neden örnek teşkil ediyor? Biz ipin ucunu tam olarak nerede kaçırdık? Ya da ipin ucu hiç elimizde değil miydi?
Kalemin olması gereken yerde şiddet konuşuluyorsa, burada bireysel hatalardan çok daha büyük bir sorun vardır. Ve bu sorunu “geçer” diyerek geçiştirmek, yarını da aynı karanlığa bırakmaktır.
Biz suçluyu arayıp hiçbir şey yapmadıkça, daha çok suçluyu konuşuruz.






Evet, kesinlikle katılıyorum:)
Zeynep Bilgi
16-04-2026 19:12