MENU
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • ASTROLOJİ
  • RÜYA TABİRLERİ
  • YEREL HABERLER
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • ETKİNLİK TAKVİMİ
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • GAZETE MANŞETLERİ
  • TAZİYELER
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • Anketler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Firma Rehberi
  • Seri İlanlar
Apolitik Haber
DOLAR42.8369
EURO50.2382
GR ALTIN6059.6
ÇEYREK1482.9
Ankara
Apolitik Haber
Apolitik Haber
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR SANAT
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • SİYASET
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • DÜNYA
Kapat

15 Milyar TL’lik Soru: Şehir Muhtarlıkları Ne İşe Yarıyor?

Ana SayfaYazarlarMuhammed Enes Mumcu
03 Haziran, 2026, Çarşamba 22:48 22
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
15 Milyar TL’lik Soru: Şehir Muhtarlıkları Ne İşe Yarıyor?

Bu ülkede konuşulacak o kadar çok mesele var ki…
Bunlardan biri de muhtarlık sistemi.

Öncelikle şunu ayırmak gerekir: Köy muhtarlarına bütünüyle karşı değilim. Çünkü köylerde muhtar, hâlâ birçok yerde devletin vatandaşa uzanan ilk eli konumunda. Köyün yolu, suyu, merası, ortak alanları, yaşlısı, yoksulu, ihtiyacı olan ailesi çoğu zaman muhtar üzerinden ilgili makamlara ulaşır.

Fakat köylerde de bazı iddialar kulağımıza gelmiyor değil. Akrabalık ilişkilerinin, çoğunluk gücünün, aile bağlarının muhtarlık seçimlerinde belirleyici olduğu; bazı yerlerde muhtarlığın adeta küçük bir “ağa düzeni” gibi işlediği söylenir. Elbette kimseyi zan altında bırakmak istemem. Görevini hakkıyla yapan, köyü için çabalayan, devlet ile vatandaş arasında köprü olan çok sayıda muhtar vardır. Ancak azınlıkta da olsa gücünü kötüye kullanan, kendine yakın olana ayrıcalık sağladığı düşünülen örnekler varsa, bu sistemin daha sıkı denetlenmesi gerektiği de açıktır.

Ama asıl mesele, şehirlerdeki mahalle muhtarlıklarıdır.

Şimdi samimi bir soru soralım:

Muhtarınızın yüzünü kaç kez gördünüz?

Kaç defa kapınızı çalıp “Bir şikâyetiniz var mı, bir müşkülünüz var mı, mahallenizde çözülmesi gereken bir sorun var mı?” diye sordu?

Seçim zamanı seçmen kâğıdı dağıtılırken gördüğümüz muhtarlar dışında, kaçımızın gerçekten muhtarla işi düşüyor?

Elbette istisnalar vardır. Mahallesinin sorunuyla ilgilenen, yaşlıyı takip eden, yoksulu gören, belediyeye, kaymakamlığa, ilgili kurumlara sürekli talep taşıyan muhtarlar vardır. Onların hakkını yememek gerekir. Fakat genel tabloya baktığımızda, şehirlerdeki mahalle muhtarlıklarının büyük kısmı için vatandaşın zihninde güçlü bir hizmet karşılığı oluşmuş değil.

Belki ben kendi çevremden ve kendi gözlemimden yola çıkarak böyle bir kanaate varıyorum. Ama görünen köy de kılavuz istemiyor.

Bugün e-Devlet var. CİMER var. Belediyelerin çağrı merkezleri var. Nüfus müdürlükleri var. Sosyal yardım başvuru sistemleri var. Vatandaş birçok işlemini artık telefonundan yapabiliyor. İkametgâh belgesi almak için muhtarlığa gitmeyen bir nesil yetişti. Resmî belgelerin çoğu dijitalleşti. Şikâyetler internetten iletiliyor. Talep ve başvurular doğrudan ilgili kurumlara ulaşabiliyor.

O hâlde sormak zorundayız:

Yıllar önce ihtiyaç olan bu kurum, bugünün şartlarında hâlâ aynı işlevi görüyor mu?

Köyleri bir kenara koyduğumuzda Türkiye’de yaklaşık 32 bin mahalle muhtarı var. Daha önce yaptığımız hesaba göre bu mahalle muhtarlarının maaş ve sosyal güvenlik primiyle birlikte kamuya yıllık maliyeti yaklaşık 15 milyar TL bandına dayanıyor.

15 milyar TL…

Bu rakam, sadece bir maaş kalemi değildir. Bu rakam, bu ülkenin çocuklarının sınıfıdır. Bu rakam, bir mahallenin sağlık ocağıdır. Bu rakam, yoksul bir ailenin ulaşamadığı sosyal destektir. Bu rakam, onarılmayan okul çatısı, eksik kalan laboratuvar, yapılmayan aile sağlığı merkezi, açılmayan kreş, güçlendirilmeyen kamu hizmetidir.

Yaklaşık hesapla 15 milyar TL ile yüzlerce okul yapılabilir. Yine aynı kaynakla yüzlerce aile sağlığı merkezi, sağlık ocağı veya eğitim yuvası açılabilir. Yani mesele sadece “muhtar maaşı” meselesi değildir. Mesele, milletin parasının nereye harcandığı meselesidir.

Bizler, çoğu zaman tanımadığımız, hizmetini görmediğimiz, varlığını seçim dönemleri dışında hissetmediğimiz bir yapıya her yıl milyarlarca lira ödüyoruz.

Burada kişileri değil, sistemi tartışmak gerekiyor.

Bir muhtarın iyi niyetli olması, bir kurumun sorgulanamayacağı anlamına gelmez. Bir kurumun geçmişte gerekli olması, bugün aynı şekilde devam etmesi gerektiğini göstermez. Devletin her kurumu, her harcaması, her bütçe kalemi zamanın şartlarına göre yeniden değerlendirilmelidir.

Çünkü devletin parası sahipsiz değildir.

O para; işçinin alın teridir.
Esnafın vergisidir.
Memurun maaşından kesilendir.
Emeklinin sofrasından eksilendir.
Gencin geleceğinden alınandır.
Milletin cebinden çıkan paradır.

Bu yüzden “devlet ödüyor” denilen hiçbir para aslında devlete ait değildir. O para milletindir.

Benim kanaatim şudur: Mahalle muhtarlıkları bugünkü haliyle ciddi biçimde yeniden ele alınmalıdır. Görev, yetki, denetim ve maliyet analizi yapılmalıdır. Gerçekten hizmet üretenler güçlendirilmeli; işlevsiz kalan, sadece tabela ve maaş kalemine dönüşen yapılar ise ya dönüştürülmeli ya da lağvedilmelidir.

Köy muhtarlıkları ayrıca değerlendirilebilir. Çünkü köylerde ihtiyaç farklıdır. Ama şehirlerdeki mahalle muhtarlıkları için artık yeni bir kamu yönetimi modeli konuşulmalıdır.

Belki mahalle muhtarlıkları tamamen kaldırılmayabilir. Belki nüfus yoğunluğuna göre birleştirilebilir. Belki dijital kamu temsilcilikleriyle değiştirilebilir. Belki sosyal yardım, afet koordinasyonu, yaşlı ve engelli takibi gibi somut görevlerle yeniden anlamlandırılabilir.

Ama bugünkü haliyle şu soru cevapsız bırakılamaz:

15 milyar TL harcıyoruz; karşılığında ne alıyoruz?

Eğer bu kaynak gerçekten mahalledeki yoksulu buluyorsa, yaşlıyı koruyorsa, çocuğun okul yolunu düzeltiyorsa, afet anında hayat kurtarıyorsa ve devletin göremediğini görüyorsa, o zaman sistem güçlendirilsin.

Ama eğer bu kaynak sadece tabelaya, makama, alışkanlığa ve seçim dönemlerinde hatırlanan bir yapıya gidiyorsa, o zaman bu ülkenin çocuklarına, hastalarına, öğretmenlerine, doktorlarına ve geleceğine karşı sorumluluğumuz var demektir.

Bu durum, el atılması gereken ciddi bir kamu maliyeti meselesidir. Bu maliyetin millet yararına, doğrudan kamu hizmetine çevrilmesi gerekir.

Umarım bu satırlar, bürokrasiden ve siyasetten birilerinin önüne düşer. Umarım biri çıkar ve şu soruyu samimiyetle sorar:

Milletin parasını gerçekten doğru yere mi harcıyoruz?

Çünkü bu mesele muhtarların şahsı meselesi değildir.

Bu mesele, Türkiye’nin kaynaklarını nasıl kullandığı meselesidir.

15 milyar TL çöpe gidecek bir kalem değil; okula, sağlık ocağına, eğitime, sağlığa, insana ve geleceğe döndürülmesi gereken büyük bir kamu kaynağıdır.

 

Yorum Yazın

Muhammed Enes Mumcu

iletişime geç

Muhammed Enes Mumcu

Bizi Takip Edin
Facebook
Twitter
Instagram
Youtube
Köşe Yazarları
Muhammed Enes Mumcu
Muhammed Enes Mumcu 15 Milyar TL’lik Soru: Şehir Muhtarlıkları Ne İşe Yarıyor?
İlknur Arık
İlknur Arık Nefes Almak Yaşamak Değildir
Apolitik Haber
KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

Apolitik Haber | Yazılım: Onemsoft

Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle