Son zamanlarda dünya ekonomisiyle ilgili ilginç bir kavramla karşılaştım. Adı gülümseme eğrisi. İlk başta kulağa biraz garip geliyor ama aslında dünyadaki ekonomik düzeni çok basit bir şekilde anlatıyor.
Bu kavramı ortaya atan kişi Stan Shih. Diyor ki bir ürünün değeri üretim sürecinde eşit dağılmaz. En çok kazanç ürünün başında yani tasarım ve teknoloji kısmında, bir de sonunda yani marka ve satış kısmında oluyor. Ortada kalan üretim ve montaj kısmı ise en az kazandıran bölüm.
Bu yüzden buna gülümseme eğrisi deniyor. Grafiğe bakınca gerçekten bir gülümsemeye benziyor.
Bugün dünyada birçok ürün böyle üretiliyor. Mesela bir telefon düşünelim. Tasarımı başka bir ülkede yapılıyor, bazı parçaları başka ülkelerde üretiliyor, montajı başka bir ülkede oluyor. Ama o telefonun asıl kazancı onu monte eden fabrikada değil, onu tasarlayan ve markasını oluşturan yerde kazanılıyor.
İşte mesele tam olarak burada başlıyor.
Türkiye aslında üretim gücü olan bir ülke. Fabrikalarımız var, sanayimiz var, çalışkan insanımız var. Otomotivden tekstile, beyaz eşyadan makineye kadar birçok alanda üretim yapıyoruz. Ama çoğu zaman bu üretim zincirinin ortasında kalıyoruz.
Yani üretimi yapıyoruz ama en büyük kazancı sağlayan kısımlarda yeterince güçlü değiliz.
Benzer bir durum madenlerde de karşımıza çıkıyor.
Türkiye aslında çok zengin maden kaynaklarına sahip bir ülke. Özellikle Boron gibi dünyada oldukça önemli bir maden bizde bulunuyor. Ama çoğu zaman bu madenleri ham şekilde çıkarıp satıyoruz. Daha sonra başka ülkeler bu madenleri işliyor, teknolojiye dönüştürüyor ve çok daha pahalı ürünler haline getiriyor.
Yani biz toprağımızdan çıkan değeri ucuza veriyoruz, sonra o değer işlenmiş halde karşımıza çok daha pahalı şekilde çıkıyor.
Bu sadece madenlerde değil, sanayide de benzer şekilde oluyor.
Türkiye üretim yapan bir ülke ama teknoloji üreten ve dünya markaları çıkaran bir ülke olma konusunda hâlâ yolun başında. Elbette başarılı şirketlerimiz var. Turkish Airlines, Arçelik gibi markalar dünyada biliniyor. Ama teknoloji alanında Apple veya Samsung gibi devlerimiz henüz yok.
Bugün dünya ekonomisinde gerçek kazanç artık sadece üretimde değil. Fikirde, teknolojide ve markada.
Ama biz çoğu zaman üretimin ortasında kalıyoruz. Ham maddeyi çıkarıyoruz, üretimi yapıyoruz, çalışıyoruz… ama en büyük kazancı başkaları elde ediyor.
Belki de bu yüzden şu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor:
Bu ülkede kendi zenginliğimizi başkalarına bırakıyoruz.
Ve asıl mesele de tam olarak burada başlıyor.
Çünkü bir ülkenin zenginliği sadece toprağında değil, o toprağın değerini nasıl değerlendirdiğinde gizlidir.







Yorum Yazın